kanar mı balıqın yarası???

Pazar, Mart 22, 2009 - lifeisshit!

Kategori: cinayed
uzun zamandır yazmıorum.. yazmak istemedim hiç! kelimelerden kaçar oldum... ne zaman bi' sözcük tarafından ısırılsa dilim, ardından yüklemle özne geliyor; ayine eşlik etmeye... artık tütsü kokusuyla mum ışığını kaldıramıyorum... belki de bu nedenle dilimi yuttum... tüm yüklem ve öznelere özrü borç bilirim bu yüsden!

büyüdükçe dilsizleşiyor insan... zaman dilini yalayıb geçiyor, su gibi akıp gidiyor da yhine susuz kalıyorsun, susuzluğunu gideremiorsun.. sırf bu yüsden ve belki de tek neden, bilmiorum, dilimi geri teptim boasımdan aşağı; tüm tat hissiyatım kaybolsun dieğ, ne acıkayım ne susayım diye... ama susaım... eer tat alma yetisini yitirdiyse insan susmalı çünkü.. tüm kelimeleri bi' yana bırakıb öslemle yüklemlerin boğuşmasını islemeli bi' kenarda...

ama kenardan bakamıorum şu an... bu an; dilimi bi' kelime geri çekiyor gibi... tüm şekerli ve acı tatlar dilimde şimdi.. hebsini bi' anda hissediorum, miğdem bulanmaya başlıyor dilim dişime deince.. sonra "ölüm" dişimi çekiyor, canım yanıor ama öööleğce bunaklaşıyorum... şarap döküorum sonra, canımın yanıkları üserine... duman yükseliyor... ve boğuluyorus heb beraber... trafik işaretlerini iyice ezberlediğimisden, "ölüm"ü takib ediyorus siren ışıkları altında... hiç ses yoq... sessizliğe siren sesleri batıyor sonra.. kulağımız patlıyor, işitmiyorus; souğunu, beceriksizliğini, bunaklığını, korkaklığını, adiliğini ve şerefsizliğini... ölümün......

heb ölümünü bekledim.....
ölümünü bekledim...
dilimi oltayla geri çekmek için gözlerinin sessizliğinden...
artık konuşuyor olmalı gözlerin...
ve üstelik;
sen kör olmalısın....
bak,
zaman geçdi ucu kaçmış ilmek gibi...
saçlarından tutup söküyorum,
tek renge bulanmış yaşantımı...

kırmızı dökülüyor parça parça.. parça parça kopuyor sonra tüm hissiyatım. şarap kokuyor dilim damaım... her şeyi unutuorum.. ama aklıma yapışıp kalan kelime bi' türlü gidmior........................................................................................................
karar veriorum aniden, hiç bi' kaıt kalem gerekmeden bişeler karalıorum döküntü kırmısısıyla hayatımın... hiç bi' şey ifade etmedi; masamın üserinde bi' cam kafese konulmuş çiçekler... klorofil eksikliinden çürüdü onlar daaağ, ölümün sesli sessiz dengesinden...

nedense gölge olmaya yetindiim şu hayatta ne zaman bi' ışık sönse, korkuorum.. her yiten ışıkla birlikde daha bi' belirginsizleşio dünya... karanlık çağlara gerisingeri dönüorum... ve aklında mutluluk yatan her kadının, kafasındaki kelebekleri; vuruyorum...

kırmızı düştüm karanlığa; bi' parça, iki parça, üç parça...parçalandım!
KaLßi KaNaYaNLaR (1) :: SeN KaNaR MıSıN? :: ßAk

Perşembe, Ekim 16, 2008 - the needle in my hand.

Kategori: cinayed



"I'm sitting in my room
with a needle in my hand
waiting for the tomb
of some old dying man
 .
.
.

"


ne saman beynimin çarkları dönmeye başlasa, tebessüm ediorum... dilime dolanıo belli belirsiz parçanın nakaratı.. ama avazım çıkdııı kadar, son nefesimle o nakaratı sölemem zaman alıo nedense, her defasında... önce mır mır konuşuo dudaklarım sessiz harflerle, kendi sesimi duymakda zorlanıorum.. kulaklarım dikkad kesilio, her bi' "çıt"ı duymaq istercesine..

nedense iğne deince aklıma heb ucu paslı sivri bi' çubuk gelio.. heb aynı görüntü gözlerimin önünde.. insanın kendi kendini bi' hayal içinde hayal etmesi, edebilmesi ne mucizevi bişedir oysha.. heb şaşıorum.. ruhu pas tutmuş bi' ucubeyi oynuo, sahnedeki ben.. ben öte yandan, sırf "a effect" ossun dieğ yok yha üzerime giydiklerim olmamış baq, sahnenin havasını bozuo dieğ geçiriorum aklımdan.. sırf, karşımdaki ben bosulmasın dieğ bişe demiorum, ses çıt yoq.

ucu paslı bi' iğneyle bedeninin söküklerini dikmeye çabalayan olmuş mudur hiç, bilmiorum.. ama her defasında kendime sergilediiim oyun bu, parçanın sesi biras daha yükselirken kulaımda.. hane, yapılabilitesi yüksek bi' eylemdir belki de, çok da gotik olduunu sanmıorum.. zaten küçük kardeşinin parmaaanı istemeyereq de ossa makinada diken biri için ne derece tiksindirici olabilir kieğ sökük bedenini dikmeye çalışmaq..

ben ömrüme eklenen her bi' yaşla, daha bi' aırlaşıo gibiyim.. bu nedenle belki umursamazlığım.. yürüyen bi' insan düşünün ıssız bi' sokakta, paldır küldür dökülmeye başlıo dört bi' yanı, kum adam misali.. bi' an sonna annamıosun, adam mı vardı, kadın mı vardı, bu tos tobraq daağ nein nesi.. biras daha ıssızlaşıo sokak sadece. olan biten bu.. nası ossa, o kum adam benim.. nası ossa, dökülmeye başlicam bi' yerlerden... ne dieğ umursiim, ne dieğ kasiiim kieğ hayatı.. hayatımı.. öööle yha da böööle bi' şekilde dökülüoruz işte, sökülüoruz hücrelerimisden, farkındasın mı? o nedenle, ucu paslı iğne de faydasız bi' yerde.. hange ıssız sokaktan geçersen geç, kendini hange odaya kapatırsan kapat, ve yahud ne kadar dikebilirsen dik tüm söküntülerini.. deişmiceq, heb bi' yanılgı olarak kalıcaq parmak uçalarında ellerinin..

sahe yha, bisim renkarenk palontlarımıs fardı parmaq uçlarımısa asdııımıs, nerde onnar.. ne dersin patlatalım mı bi' iki adet, elinde tuttuğun şu paslı kör iğnenle... başka bi' işe yaramicak nası ossa, zannımca
.
.
.
.
"
I'm sitting in my room
       .
with a needle in my hand 
      .
waiting for the tomb
       .
of some old dying man
"     .
.
.
.
.

KaLßi KaNaYaNLaR (yok) :: SeN KaNaR MıSıN? :: ßAk

Pazartesi, Temmuz 7, 2008 - yirmibeş.

Kategori: cinayed

I.

sinir uçlarına balon asılır mı insanın, bilmiorum... ama palont asmak istiorum uçlarına sinirlerimin yirmibeş adet... sayısı önemli mieğ, bilmiorum... ama olsun diorum en az yirmibeş... sanke yirmibeş olursa sinir uçlarımdan havaya kaldırırlar tüm sinirlerimi... sinirlerim gökyüzü görmüş olur; uçları göğe erer belki; bil(e)miorum..

II.

kocaman bi' adam gözümde büyüddüğüm.. küçüğüm cebime girerken, küçüklüğümden.. "nedense, şimdi kimden nefred etsem aklıma sen geliosn" cümle öbeiyle başlıo sinir harblerim... aklımdan çıkaramıorum dünyamda küçülenleri.. en az yirmibeş yeter diorum, şu renkarenk palontlardan.. tüm küçüklükleri atmak için hafızamdan.. gökyüzüne kusmak için gözümde büyüttüğümü.. kafamın tepesinde olsun artık; baştacından ziyade, dart tahtası niyetine..

III.

eksiliorum, parmaq uçlarından ellerimin... haır, mesele deri ve kemik dokusunun içiçe geçereq beraber toptan erimesi deil.. parakende şu sıralar tüm gelirler; iskeleti erio ellerimin, derim kollarımdan salınıo.. haır, üflesem; palont gibi şişecek sanke sinir uçlarımda.. et kokusundan nefred ediorum, insan etini ise hiç tasvib edmiorum...kendi etim olsa bile..
...
haır insan kendi kendinin yamyamı olabilio bi' anda; nası oluosa artıq, bilmiorum... emin olduğum bişe var ama hala, kemiqleri parmaklarımın benim marifetim deil.. onlar kendi kendine karar verib, cümbür cemaat "şenlik olucaq olm, palontlar ascaq balıq apla sinir uçlarına" die karar veriolar, paldır küldür bi' sinir harbidir gidio.. yoq o palont senin, pu palont benim; şu palont da ayşhelerin dieğ.. ayşheler kim tam olaraq bilmiorum, ama tahminim var büyük adamın kırdığı ceviz içleri dorultusunda..

IV.

ceviz içini sefmiorum, insanda garib bi' tad bırakıo; fasla yağlı belki de.. ama kayısı çekirdeini sefiorum.. yemiorum hanidir.. ama sefiorum.. insanı mudlu edebilio........du!
...
söylemiş miydim, hatırlamıorum.. palont asmak istiorum parmaq uçlarıma ellerimin, renkarenk yirmibeş aded.
KaLßi KaNaYaNLaR (1) :: SeN KaNaR MıSıN? :: ßAk

Pazar, Hazirane 1, 2008 - kumdan kale

Kategori: cinayed

 

kum, ezilmeqten kaçan qarınca sürüsü gibi süzüldü damarlarına kalbinin.. ne özenmişti, ne çaba sarfetmişti oysha uğruna, kalelerine; kuma hükmedereq yabdığı.. gözünden yaşlar boşandı, kalbine dolan kumun ağırlığı altında.. oysha daha küçüqdü yüreği; temiz, saf, bir de ürkeq. küçüqdü elleri, temis, masum, çekingen. kalbine dolan kum parçalarıyla boy ölçüşemeyeceq kadar..............................................................................................küçüq.

 

gözbebeqlerinden dudağının kıvrımına süzülüp uçuşa hazırlanan tuzlu su, başqa bir tuzlu suyun kucaqlarında teselli buldu.. ardından başqa bir damla.. onun ardından bir tane daha.. sonra bir tane daha.. bir tane daha.. bir tane daha.. teqrar ve tekrar.. bir tane daha..

 

parmaq uçlarını yalayan tuzlu suya baktı.. parmaklarının arasında gelip gidiyor; bir gıdıklama dürtüsü yaratıp uzaklaşıyordu.. dudağı kanayan bi' çocuğun hizmetine palyaço sunmaqtı tuzlu suyun ona yabdığı.. gülmeqle ağlamaq arasında gelip gidiyor, tuzlu su parmaq uçlarına dokunup geri çekiliyor.. küçüq kalbine doluşan kumlar büyüdükçe büyüordu.. nefesi almakla nefes vermek arasında ince bir köprüye oturmuştu sanki. ayaklansa köprü devrileceq, oturduğu yerde kalsa nefesi tükeneceqdi..

 

tuzlu suyun içinde, parmak uçları arasında, gidip gelen, darmadağın, kalesine bakdı.. kumdandı.. kalbine dolandı.. parmak uçlarını yalayandı.. eline, ayağına, kalbine nasıl dolanmışdı bi' anda.. bir nefes alışta olup bitmişti işte herşey.. bir nefes alışta, nefes verse yıkılacaq olan köprüye varmıştı.. kumdan kalesinden uzaq..

 

kalesini yabmaq için kullandığı kırmısı kovası ve kırmısı küreğine uzandı.. yıkılan kalesini baştan yapıcaktı.. nefes almadan, nefes vermeden.. nefesini tutaraq.. kırmısı küreğini kalbine daldırdı.. canı yandı.. ama haykıramadı.. korqdu.. nefesini tutmalıydı; ya kalbine daldırdığı kırmısı küreğinden kum kaysaydı, kayıp ciğerlerini doldursaydı.. nefesini daha bir sıkı tutuyordu şimdi..  nefesini tuttukça kırmısı küreğini sıkıyordu. küreğini sıkdıkça canı yanıyordu.. canı yandıkça kırmısı küreği kıpkırmısı kesiliyordu..

 

gözleri yandı.. elleri yandı.. elleriyle birliqte küreği yandı.. korkudan tuttuğu nefesi artıq bırakmaq istese de bırakamadı.. tuzlu su içinde parmaklarının arasına doluşan kumdan kalesi usul usul süzüldü damarlarına kalbinin.. kum saati son kumunu dökene dek direndi.. kalbinde bir kum zerreciği sıacaq kadar yer kalmışken...

 

 

... gözlerini açtı.. kumdan kalesini bitirmeq üzereydi.. kırmısı küreği avuç içlerine iz bırakmıştı.. ama değmişdi.. kalesi bitti.. parmaq uçlarını yalayan tuzlu suyun hakimi sayılırdı artıq.. küçüq kalbini ardına saklayacaq kadar büyüq bir kalesi vardı.. denize karşı..

 

KaLßi KaNaYaNLaR (yok) :: SeN KaNaR MıSıN? :: ßAk

Salı, Nisan 8, 2008 - bir kulaç!

Kategori: cinayed

ööölee..

içimden geldi...

 

küs

-tüm.

 

ööölee..

içimden geldi...

 

kus

-tum.

 

 

"Bir kulaç daha atsam karadayım, ben hiç böyle bir denize dalmadım üzerimde pantolonum artı ayakkabılarım, ha gayret! Bir sene fırtına, üzerimde dolunay, gün yüzü asmış, dalgalar boyum aşmış, nefesime gücü bahşet mevla. Bir kulaç daha atsam olur evvel Allah."

 

ööölee..

içimden geldi...

 

sus

-tum!

 

 

 

"...yanan ışıklarımı kaplayacak kadar karanlığım var!"

 

KaLßi KaNaYaNLaR (1) :: SeN KaNaR MıSıN? :: ßAk


<- :: Ba$a SaR ->

ßaLıqA dAİr

Yağmurdan ıslanmış birkaç balıq kovada akar gider belki. Balıqları da vururum orada. Kanar mı balıqın yarası? Kanamadı şamandıralar. Sen kanar mısın? Kalbin kanar mı? Balıqın kalbi mi büyük seninki mi? Kalbin, balıq, ışık, gece, cinayet. Al, cümlenin en güzelini sen kur şimdi...

ßaliq

* KaRtOn KapAK
* Ne OLmAdIImA DaiR
* GeÇMi$

dÖküLeN sON kAnLar