Perşembe, Kasım 1, 2007 - ilk baskı.
kuru yabraqlar arasında demiri souq bi' bankda otururken, raslantıların ucuna takılıb yaşam die önüne sürülen hikayesinden sıkıldı.. raflara kaldırılıb toz, kir, pas ve nem dördlüsünden oluşan duvarlar arasında unutulacaq niteliqde bi' romandı varlığı.. kendisi 'roman' die tanımlamasdı bile, girişi doumuyla basidce örülmüş, kurgulu bi' gelişmeden yoksun bi' hayad, sonu başından tahmin edilebileceq türde.. en sefmedii cinsden, en basid bulduu ve okuyaraq çocuqluğunu mahveddiğini düşündüğü cinsten.. kadere inanmasqen; dahası, inanamasqen hayatının kurgulu gelişme ihtiyacı bidmeq tükenmeq bilmes bi' kör kuyu gibiydi.. büyüdükçe büyüen ve insanı içine çeken.. damarlarındaqi kan reservi sıfırı tüketme çabasına giriordu, o daaağ kör kuyuya ilk adımını salmadan.. gerçe adımla sayılmasdı hayatın sonu; kurgulu bi' gelişmeden yoksun hayatının sonunu, hiç sefmedii hikayelerin sayfalarını sayıb tükettiği gibi getiremiordu.. bunu düşüdüğü an o hiç sefmediği basid romanlara birden kanı kaynadı, başını bi' qıskançlık uğultusu sardı.. kaç adım kaldığını sayaraq kestirmeq isterdi oysha heb hayatının sonunu.. toza bulanmaı, kirden nefes alamamaı, pasdan çürümei ve nemden mahvolmaı o da isderdi, boyun eerdi kaderine; eer raslantıya inansaydı ya da bu inancı kuvvedli olsaydı..
kaç adım kaldı die sayıb içine adladığı kör çukuru büyüdmektense, amerikanvari bi' modaya kapılıb tenini hiç tanımadığı bi' adamın gelmesini diledi.. okumaya meraklı o yabancı el belqi uzanır kurtarırdı onu bu hiç sefmediği sonu belli hikayelerden.. hikayesi hiç olmasındı onun; dördüncü, üçüncü, ikinci ve hadda ilk baskılardan usaq dursundu..

|