Perşembe, Ekim 16, 2008 - the needle in my hand.

"I'm sitting in my room with a needle in my hand waiting for the tomb of some old dying man . . . "
ne saman beynimin çarkları dönmeye başlasa, tebessüm ediorum... dilime dolanıo belli belirsiz parçanın nakaratı.. ama avazım çıkdııı kadar, son nefesimle o nakaratı sölemem zaman alıo nedense, her defasında... önce mır mır konuşuo dudaklarım sessiz harflerle, kendi sesimi duymakda zorlanıorum.. kulaklarım dikkad kesilio, her bi' "çıt"ı duymaq istercesine..
nedense iğne deince aklıma heb ucu paslı sivri bi' çubuk gelio.. heb aynı görüntü gözlerimin önünde.. insanın kendi kendini bi' hayal içinde hayal etmesi, edebilmesi ne mucizevi bişedir oysha.. heb şaşıorum.. ruhu pas tutmuş bi' ucubeyi oynuo, sahnedeki ben.. ben öte yandan, sırf "a effect" ossun dieğ yok yha üzerime giydiklerim olmamış baq, sahnenin havasını bozuo dieğ geçiriorum aklımdan.. sırf, karşımdaki ben bosulmasın dieğ bişe demiorum, ses çıt yoq.
ucu paslı bi' iğneyle bedeninin söküklerini dikmeye çabalayan olmuş mudur hiç, bilmiorum.. ama her defasında kendime sergilediiim oyun bu, parçanın sesi biras daha yükselirken kulaımda.. hane, yapılabilitesi yüksek bi' eylemdir belki de, çok da gotik olduunu sanmıorum.. zaten küçük kardeşinin parmaaanı istemeyereq de ossa makinada diken biri için ne derece tiksindirici olabilir kieğ sökük bedenini dikmeye çalışmaq..
ben ömrüme eklenen her bi' yaşla, daha bi' aırlaşıo gibiyim.. bu nedenle belki umursamazlığım.. yürüyen bi' insan düşünün ıssız bi' sokakta, paldır küldür dökülmeye başlıo dört bi' yanı, kum adam misali.. bi' an sonna annamıosun, adam mı vardı, kadın mı vardı, bu tos tobraq daağ nein nesi.. biras daha ıssızlaşıo sokak sadece. olan biten bu.. nası ossa, o kum adam benim.. nası ossa, dökülmeye başlicam bi' yerlerden... ne dieğ umursiim, ne dieğ kasiiim kieğ hayatı.. hayatımı.. öööle yha da böööle bi' şekilde dökülüoruz işte, sökülüoruz hücrelerimisden, farkındasın mı? o nedenle, ucu paslı iğne de faydasız bi' yerde.. hange ıssız sokaktan geçersen geç, kendini hange odaya kapatırsan kapat, ve yahud ne kadar dikebilirsen dik tüm söküntülerini.. deişmiceq, heb bi' yanılgı olarak kalıcaq parmak uçalarında ellerinin..
sahe yha, bisim renkarenk palontlarımıs fardı parmaq uçlarımısa asdııımıs, nerde onnar.. ne dersin patlatalım mı bi' iki adet, elinde tuttuğun şu paslı kör iğnenle... başka bi' işe yaramicak nası ossa, zannımca . . . . "I'm sitting in my room . with a needle in my hand . waiting for the tomb . of some old dying man" . . . . .
|